Ana sayfa Genel Bebek Arabası Nesli

Bebek Arabası Nesli

367
0
Paylaş

Zaman geçtikçe  değişik ürünler hayatımıza giriyor. Bazı ürünlerin yaygınlaşması zaman alsa da  bazı ürünler çıktığı andan itibaren popüler hale gelebiliyor. Öyle ki bazı  araç gereçler bizim bir uzvumuz gibi olmuş durumda. İstanbulda yaşayan birisi olarak şunu belirtmeliyim ki ortalık çocuk arabasından geçilmez durumda.  Bu durum  hepimizin malumu aileleri ilgilendiren bir durum. Bir öğretmen olarak bu konudaki bazı gözlemlerimi size aktarmak niyetineyim.

Öncelikle bu konuya bir kaç açıdan bakmakta fayda var.

Anne Baba Yönünden  Bebek Arabaları 

Ebeveyn yönünden baktığımızda oldukça pratik görülmekte düşünsenize çocuğnuzu bir eşya gibi koyuyorsunuz özel yapılmış bir ambalaj mantığında oluşturulmuş tekerlekli bir araçta gezdiriyorsunuz. Bunu yaparken az enerji harcıyorsunuz. Çocuğunuz arada  kucağınıza gelmek için mızmızlansa da eline telefon, şeker, çikolata  verdiniz mi son direnişini kırmış oluyorsunuz.

Toplum Yönünden Bebek Arabaları

Özellikle toplu taşıma araçlarını düşündüğünüzde oldukça rahatsızlık verici ve ortaya çıkan tartışmaların giderek artığını varsayarsak ayrıştırıcı bir etkisi var. Gerçi iniş binişlerde  yardım duygusunu artıran bir işbirliğine sebep olmakla birlikte teşekkür etme huyumuzu kaybettiğimizden beri çabuk sönümlenen bir diyalog olmaktan öteye gidemiyor.

Bebek ve Çocuk Yönünden Bebek Arabaları ve Zararlı Etkileri

0-2 yaş arası bebek ve sonrası çocuk olarak değerlendirildiğinden bu anlamda en mağdur olan kesim malesef bebeklerimizi ve çocuklarımız. Geçenlerde bi TV kanalında izlediğim bir haberde Kanada’da yapılan bir araştırmada sarılma duygusunun bebeklerde zeka seviyesini artırdığı kanıtlanmış. Bunu bilmek için aslında kanadalı olmaya gerek yok sarılmak he zaman için mutluluk ve özgüven verici olmuştur. Küçük yaşlarda çocuk arabası kullanmaya başladığınızda çocuğunuz elinden en önemli yaşam kaynağını sarılmayı almış olacaksınız. Küçükken sarılarak kuramadığınız bağı büyüdüklerinde daha fazla meta vererek veya psikolog yardımıyla kurmaya çalışmanız şaşırtıcı olmayacaktır.

Diğer olumsuz bir etki ise  çocuk arabaları sayesinde çocuklarımızın merak duygusuna bol bol  kurşun sıkuyoruz. Bebekken kucağa aldığınızda öncelikle saçıınızı, yüzünüzü, kıyafetinizi öğrenmeyle başlayan süreç sonrasıda  çevredeki ağaçları, evleri ve nesneleri öğrenmekle devam eder. Yürümeye başladığında ise ayağına değen bir taş parçası yerden alacağı bir  çöpü profesör edasıyla inceleyen çocuk figürünü çocuk arabasına kurban etmeye değiyor mu sorgulamak gerek.Öğrenme işi öyle okulda olan birşey olsaydı  emin olun ki devletlerde eve öğretmen gönderecek  yapılar kurarlardı. Peki çocuk arabasında olan çocuk bu zamanlarda ne yapıyor  tek düze çoğunlukla tek yöne doğru gözlem yapabilen  olayları hiçbir zaman geniş açıyla bakamayacak şekilde büyüyor. Merak ediyor bazen elini uzatana kadar ağaçta gördüğü bir yaprak çoktan gerisine düşmüş oluyor. Hatta bi çoğu  sürekli uyuyor. Bu dediklerimi herhangi bir otobüsteki çocuk arabasına bakarak  bakarak görebilirsiniz. Çevresine duyarsız gözleri boş boş bakan bebekler bizim eserimiz.

Diğer bir konu ise yürüyememelerinden dolayı kas ve kemik gelişimlerinin malesef düşük düzeyde kalması evet şimdiki nesil daha uzun boylu, daha iri ama malesef daha sağlıklı değiller.  Şöyle düşünün kavak ağacı ceviz ağacından daha çabuk büyüyor lakin daha sağlam değil. Okulda  son yıllarda karşılaştığım bir kaç garip olayı söyleyeyım. Şuan okuyan çocuklar tamda çocuk arabasında büyüyen nesilolduklarını öylebelli ediyorlar ki koridorda birbirine çarptığı için kolu bacağı kırılana rastlamak ne kadar doğal olabilir ki. Bunu belki sadece çocuk arabasına bağlamak mümkün değil ama inanın ki etkisi çok büyük. Hatta daha garip olanını söyleyeyim futbol maçı yaparken  top çarptığı için kolu çatlayan çocuk gördü bu gözler.

Demem o ki teknoloji ürünleri hayatımıza girdikçe hem kazanıyor hem kaybediyoruz. Kolaylıklarını bağımlılığa dönüştürmemek lazım. Zorunlu olduğumuz yerlere taşırken kullanalım ama her gittiğimiz yere çocuk arabasıyla gitme huyumuzdan biraz vazgeçelim. Parka, markete, yakın yerlere gezmeye giderken  en azından yürümelerini sağlayalım.

Yavuz YILAN