Ana sayfa Yeni Program Enerjinin Dönüşümü ve Tasarım Elektrikli Otomobiller: Çevreci Mi? Satış Taktiği mi?

Elektrikli Otomobiller: Çevreci Mi? Satış Taktiği mi?

896
0
PAYLAŞ

1850-1910 arasında otomobil üreticileri ve dünya toplumu bir maceranın peşinden sürüklenmekteydi.

Benzin, dizel yakıtlarının yanması ile ortaya çıkan enerjinin harekete dönüştürülüp kontrol edilmesi ile ulaşım ihtiyacını karşılayan yüzyılın makinesi: OTOMOBİL

Esasında ilk başlarda otomobiller gereksiz ve gürültülü araçlar olarak tanındı. Yola, yakıta, bakıma ihtiyaçları vardı. Atların ve at arabalarının masrafı ve bakımı daha azdı. Bu nedenle insanlar otomobilleri piknik ve gezintiler için kullandılar. Ta ki tasarımlar değişti ve gelişti, otomobiller kendini ispatladı; işte o zaman bu makinenin avantajları herkes tarafından kabul edildi.

Hiç düşündünüz mü? 1900lü yıllarda otomobil üreticileri ve toplumlar fosil yakıtların yanması ile çevrenin kirlendiğini fark etmiş midir? Yoksa fark edip görmezden mi gelmişlerdir?

Bu sorunun cevabını; 1837 yılında İngiliz Robert Davidson’nun yaptığı elektrikli otomobil ile bulabiliriz. Davidson neden fosil yakıtlı değil de elektrik enerjisini depolamayı tercih etti?

Şarj istasyonu bile vardı.

Davidson da işin farkında değildi. Onu rahatsız eden şey motorların gürültüsüydü. Hatta Davidson’a göre tasarladığı araç kadınlara hitap etmekteydi. Yani Davidson’un kaygısı çevre falan değildi.

Günümüzün elektrikli otomobillerini görüp şaşıranlar için 180 yıl geç kaldınız demek doğru olur.

I. Dünya Savaşı öncesi tüm dünyada ordular envanterlerine fosil yakıtlı otomobilleri, kamyonları eklediler. Bu yeni makineler ordulara hız kazandırdığı gibi savaşta önemli bir avantaj sağlıyordu: İkmal süresinin kısalması. I. Dünya Savaşında iyice kendini ispatlayan fosil yakıtlı araçlar savaştan sonra dünyanın her yerinde kurulan otomobil şirketleri ile daha da popüler hale geldi. Fosil yakıtlı otomobiller sömürgeci devletlerin de işine gelmekteydi zira onlar zaten petrole hakim devletlerdi.

Dünya savaşından sonra benzin ve dizel yakıt dışında bir yakıt türü konuşulmaz, bilinmez hatta düşünülmez olmuştu.

Peki neden bugün elektrikli otomobiller popüler oldular?

Çünkü petrol ticareti son 50 yıldır dengesiz bir hal içerisinde. Bölgesel çatışmalar, terör, siyasi çatışmalar; tüm bunlar petrol ticaretini zorlamakta ve dönem dönem petrol şirketleri zararına çalışmaktadır. Ayrıca petrol yataklarına sahip olmayan ülkeler petrol ithalatını azaltıp, ithalata ayırdığı kaynağı başka yatırımlara ayırmak istiyorlar. Petrol ihraç eden ülkeler ise bu durumdan da kar etme peşindeler. Otomobil şirketleri çevreciymiş gibi davranıp daha yüksek ücretli otomobil satma derdindeler.

Elektrikli otomobiller nasıl çalışır?

Depolanmış elektrik enerjisinin kontrollü şekilde elektrik motoruna aktarılması ile oluşan hareket enerjisinin sürekliliği ile çalışır. Depolara akümülatör denir ve belirli bir süre sonra şarj edilmesi  ve akümülatör bakımı gerektirir.

Güneş enerjisi de aküleri şarj edebilir.

Her şey çok güzel; fosil yakıt yok, çevre kirliliği yok.Elektrikli otomobiller dünyamızı temiz tutacak. Bu bilinç ile elektrik otomobil alalım..

Maalesef bu söylemler eksiktir, yanlıştır. Çünkü elektrikli otomobillerin de olumsuz yanları vardır.

1- Akülerin ömrü ve geri dönüşümü
2- Elektrik ihtiyacı

En uzun ömürlü ve dayanıklı aküler ağır metallerin ve serbest halde zararlı kimyasalların birleşimi ile yapılır. Yani aküler çevre dostu değil aksine çevre düşmanıdır. Akülerin geri dönüşümü masraflı ve zordur. Bu gerçeği elektrikli otomobil üreticileri saklamaktadır. Tıpkı 1910 yılında fosil yakıtların zararını saklayan otomobil üreticileri gibi.

Aküleri geri dönüştürmektense imha etmek daha masrafsızdır.

Elektrikli otomobil üreticileri asla akümülatörlerinin iç yapısını paylaşmazlar.

İnsanların otomobillerde performans isteği sebebiyle halen elektrik otomobillere şüphe ile yaklaşılıyor. Bunu çözmek için tasarım olarak spor ve performans olarak güçlü elektrikli otomobiller tasarlandı. Ancak bu otomobillerin de daha fazla elektrik ihtiyacı vardı.

Elektrik üretimimizi; yenilenebilir ve yenilenemez enerji kaynaklarından sağlıyoruz. Elektrikli otomobillerin çoğalmasının elektrik üretim santrallerinin sayısının artmasına sebep olacağını biliyoruz. Çünkü fosil yakıtlı otomobillerin sayısı artınca petrol kuyularının sayısı artmış hatta yetersiz kalınca kutup bölgeleri, okyanus petrolleri gibi alanlara da hücum edilmişti.

Peki elektrik üretmek çevreyi kirletmez mi?

Yenilenebilir enerji kaynakları ile yapılırsa çevre kirliliği dünyanın amortise edebileceği karar az olur. Ancak yenilenemez enerji kaynaklarından nükleer, termik, doğal gaz santralleri kullanılırsa bu kirliliği dünya karşılayamaz. Bknz: Karbon Salınımı.

Elektrik üretim tesislerini kurmak da bir sektördür. Ve bu sektöründe küresel tekel şirketleri vardır.

Yenilenemez enerji kaynakları çok daha hızlı ve fazla miktarda elektrik üretimi sağlar. Ancak tehlikelidir ve hiç çevreci değillerdir. Yenilenebilir enerji kaynakları çevrecidir ancak sayıca çok kurulduklarında fazla elektrik üretimi sağlanabilir. Yani ya dünyadaki nükleer santrallerin sayısı artacak ve kısa zamanda çok fazla elektrik üretebileceğiz ya da her yere yenilenebilir enerji kaynağı santrali kurup dünya yüzeyini elektrik üretim merkezi yapacağız? Bu değneğin iki ucunda da sıkıntı var!

Ne fosil yakıtlar masum ne de elektrik. İkisi de fazla kullanıldığında veya kontrolsüz üretildiğinde çevreye çok fazla zarar vermekte. Hiç kimse bana fosil yakıtlı otomobilleri de elektrikli otomobilleri de masum göstermez. Zaten bu şirketlerin tek düşüncesi :KAR ETMEK.

Siz hiç Amerika Birleşik Devletlerinde elektrikli otomobile geçen bir bölge duydunuz mu? Avrupa’da duydunuz. Asya’da duydunuz. Türkiye’de duydunuz mu? Neden?

Rıza Solmaz